Televizyonu nasıl daha yararlı hale getirebiliriz soru

NasiLL.com sitesinden

NasiLL.com Sosyal Reklamlar
Kredi kartınızla,"Afrika Hayat Buluyor" kampanyasına online bağış yapabilirsiniz.
Yurtdışı banka hesaplarımıza, açıklama alanına "Afrika Hayat Buluyor" yazarak EFT/Havale göndererek bağışta bulunabilirsiniz.
TURKCELL, VODAFONE VE AVEA tüm hatlardan "ACLIK" yazıp 5777'ye göndererek, 5 TL bağışta bulunabilirsiniz.


Tvizlemek.jpg

Her evin baş köşesine konulan ve hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelen televizyonun çocuk eğitiminde büyük etkilere sahip olduğu kaçınılmaz bir gerçeklik. Ateş nasıl ki uygun zamanda doğru amaçlı kullanıldığında çok faydalı oluyorsa aynen öyle de televizyon, kullanım şekline göre faydalı veya zararlı olabiliyor. Günümüzde asıl sorun teknolojik aletlerin yararlı veya zararlı olması sorunu değildir. Asıl sorun; bu aletlerin nasıl ve ne şekilde kullanıldığında faydalı olabileceğini ve çocuğu nasıl yönlendirmeleri gerektiğini ailelerin yeterince bilmiyor olması.

Televizyon karşısına oturan çocuğunuz sizin ne seslenmelerinizi duyuyor ne de çevresinde olup biten hiçbir şeyle ilgilenmiyor. Bu durum birçok ailenin karşılaştığı bir tablo. Hemen insanın aklına geliveriyor, “Bu çocuk tv seyretmese ne yapacak?” diye. Çünkü çocuğu zaptetmenin ve ortalığı yıkmadan oturmasının tek çaresi var; o da çocuğu televizyon karşısına oturtmak. Acaba hiç şöyle düşündük mü? Hz. Adem’in yaratıldığı günden ta 1900’lü yılların ortalarına hatta ülkemizde 1970’li yıllara kadar hiçbir çocuk TV görmedi. TV karşısında oturup saatlerini geçirmedi; ama yapacak şeyler, oynayacak oyuncaklarını her zaman buldu. Belki de öncelikle kafamızdaki “tv seyretmese ne yapacak bu çocuk” endişesini yenmemiz gerekiyor. Çocukların hayal dünyaları geniştir. Onlar rahatlıkla bir ağacı uzay gemisi, bir sandalyeyi otobüs ve bir taşı koca bir dağ olarak düşünebilirler. Allah (cc) onları bu istidat ile beraber yaratmıştır. Televizyon ile zihni bulanan çocuğun hayal dünyası da kirlenir ve etrafındaki nesneleri canavarlar, şeytanlar olarak hayal etmeye başlar. Evlerde son yıllarda yaygınlaşan tehlikeli bir alışkanlık hasıl oldu. Maalesef aileler özentilerle veya aile içindeki kanal çatışması nedeniyle çocuklarının odalarına televizyon almaktalar. Televizyonun çocuğun odasında olmasının birçok mahzurları vardır.

Birincisi; odada tv olması televizyon seyretme isteğini körükleyecektir.

İkincisi; odasında tv olan çocuk kontrolsüzlüğe alışır. O kanaldan öbürüne atlar, dolaşır.

Üçüncüsü; televizyon seyretme alışkanlığı artar ve aile hayatından kopmaya başlar. Aile televizyon nedeniyle odalara bölünür.

Dördüncüsü; aile büyüklerini örnek alma yerine televizyonda gördükleri starları ve onların hayatlarını örnek almaya başlarlar. Aile dışında yabancı bir kimlik geliştirebilirler.

Tabii bu durumlar yalnızca televizyonun ayrı olmasından kaynaklanır diye kesin bir hüküm çıkarmak yanlış olur. Ayrı televizyon olmasa bile evde bilinçsizce bir televizyon seyretme alışkanlığı varsa yukarıda saydıklarımızın bir kısmı yine görülebilir.

Peki o zaman ne yapmalı? Televizyonu ailemize olumsuzluk getiren teknolojik bir alet olmaktan çıkarıp bize faydalı hale getirmeliyiz.

Öncelikle kendimizden başlamamız gerekiyor. Anne televizyonsuz bir hayata kendini alıştırmalı. Sabah erken saatlerde televizyonu açıp ev işi yaparken bir yandan da televizyon dinleyen–seyreden anneler ülkemizde çok yaygın. Bir anne düşünün ki; sabahtan akşama kadar televizyon izlemiş ve okuldan gelen çocuklarına televizyon seyretmemelerini söylüyor. Aynı şekilde baba da eve gelir gelmez aile bireyleri ile ilgilenmek yerine ilk iş olarak televizyonun karşısına oturuyor. İmam–ı Azam’a atfedilen bir kıssa vardır. Bir adamın oğluna bal dokunmaktadır ve hekim tavsiyesi üzerine bal yememesi gerekmektedir. Ancak baba balı çok seven oğlunu bir türlü bal yemekten vazgeçirememiş ve bu duruma bir çare bulsun diye devrin alimi İmam–ı Azam’a gitmiş. Durumu arz etmiş ve İmam “Şimdi gidin ve çocuğu 40 gün sonra getirin.” demiş. 40 gün sonra gelmişler. İmam çocuğu yanına çağırarak “Bak evladım bal sana zarar veriyor, bundan sonra bal yeme, tamam mı?” demiş. Çocuk da o günden sonra bir daha bal yememiş. Baba hayretler içinde imama sormuş. “Hocam madem bir söylemenizle bu çocuk bal yemeyecekti bizi neden 40 gün beklettiniz?” Koca İmam’ın verdiği cevap eğitimsel açıdan ibret vericidir. “Sen çocuğu getirdiğin gün ben bal yemiştim. Damarlarımda bal akarken çocuğa bir şey söylemem fayda etmezdi. Ben kırk gün boyunca bal yemedim ve söyleyince tesirli oldu.” Evet akşama kadar televizyon izlemiş anne veya işten geldikten sonra gece 12–1’lere kadar televizyon seyreden bir baba, çocuğuna ‘izleme’ dese ne kadar etkili olabilir?

Çocuk, odasında salondan gelen bangır bangır seslerin tahriki ile nasıl ders çalışabilir ki? Belirttiğimiz gibi önce kendimizden başlamalı evde televizyon dışında işler ve uğraşılar edinmeliyiz. Kendimizi disipline etmemizle beraber çocuklarımızı da disipline edebiliriz. İzleyeceğimiz programları önceden belirleme ve diğer vakitlerde yapacağımız etkinlikleri planlama ile aile içi huzurun ve dayanışmanın da artacağı kesindir. Çocuklarımızın derslerine yardım, onlarla oyun oynama, ailece sohbet etme, onlara faydalı bilgiler öğretme, el işleri yapma, beraber kitap okuma ve duygularını paylaşma veya gezintiye çıkma televizyon seyretmek yerine iyi birer alternatif olabilir. Biz böyle olduğumuz zaman çocuklarımız da bizim gibi yetişeceklerdir.

Hakan Metan